Parçadan Bütüne - Bütünden Parçaya: Leo Lionni'den Pezzettino
PDR uzmanı Elif Çelenoğlu, Leo Lionni'nin 'Pezzettino' isimli çocuk kitabını psikolojik ve pedagojik açıdan detaylı bir şekilde inceliyor. Bu yazıda kitabın çocukların gelişimi üzerindeki etkileri ele alınıyor.
ÇOCUK EDEBIYATI
Elif Çelenoğlu
2/4/20265 min read
Kitap adı: Pezzettino
Yazar: Leo Lionni
Çevirmen: Kemal Atakay
Yayınevi: Elma Çocuk
Yayın tarihi: 2019
Sayfa sayısı: 40
Yaş grubu: 4+
Konusu: Pezzettino’nun “Ben herhalde bir başkasının parçası olmalıyım” sorusuyla çıktığı yolculukta, kim olduğuna dair merakının onu kendini keşfetmeye götürdüğü bir kendini bulma hikâyesi. Tamamlanma isteği, eksik olduğu düşüncesi, bir başkasına ait olma arzusu ve özgünlüğünü fark ediş süreci, yalın ama derinlikli bir dille sunuluyor okuyucuya.
Parçadan Bütüne - Bütünden Parçaya
İtalyanca’da “parçacık” anlamına gelen Pezzettino, bir kendini keşfetme hikâyesidir.
Hikâyenin başında Pezzettino’yu, kendisi dışında herkesin kocaman ve harika işler başardığını düşünen, turuncu kare bir parçacık olarak tanırız. Küçük bir parça gibi görünen bu hâliyle, bütününü arama yolculuğuna çıkar.
Hikâye, Pezzettino’nun “Ben herhalde başkasının parçasıyım.” diye düşünmesi ve “Acaba kimin parçasıyım?” sorusunun peşine düşmesiyle başlar. Birinin parçası olma ihtimaline duyduğu merak, onu sırasıyla koşan, güçlü, yüzen, tırmanan ve bilge karakterlerle karşılaştırır. Pezzettino, her birine aynı soruyu sorar:
“Affedersiniz, ben sizin acaba bir parçanız mıyım?”
Pezzettino’ya benzeyen, rengârenk parçalardan oluşan bu karakterler genellikle benzer cevaplar verir:
“Bir parçam eksik olsaydı nasıl koşabilirdim?”,
“Nasıl güçlü olabilirdim?”,
“Nasıl yüzebilirdim?”,
“Nasıl tırmanabilirdim?”,
“Nasıl bilge olabilirdim?”
Pezzettino her cevap karşısında üzülse de merakının peşini bırakmaz. Dağdaki bilgenin de “Eksik bir parçam olsaydı nasıl bilge olabilirdim?” demesi üzerine Pezzettino haykırır:
“Ama birinin parçası olmam gerek! Bunu nasıl öğreneceğim?”
Bu haykırış, Pezzettino’nun parça olarak bütününü bulma arzusundaki ısrarını görünür kılar. Bilge, bu ısrarın ardından Pezzettino’yu Pat Adası’na yönlendirir: kendini bulmaya…
Pezzettino Pat Adası’na gider. Tüm zorlukları aşarak vardığında adada tek bir canlı bile bulamaz; yine de ilerlemeye devam eder. İnişli çıkışlı düzlüklerden geçerken ayağı takılır ve tepeden aşağı yuvarlanır. Ve… Pezzettino birçok parçacığa ayrılır.
İşte o anda bilgenin ne demek istediğini anlar: Kendisi de küçük parçacıklardan oluşmaktadır. Pezzettino parçalarını toplar, bir an önce arkadaşlarının yanına dönmek için kayığına biner. Onlara yaklaşırken sevinçle bağırır:
“Ben kendimim!”
Ve Pezzettino, kendini olduğu hâliyle görmenin ve keşfetmenin sevincini yaşar.
Bu basit ama derinlikli anlatım, okuyanı içine çeken bir kendilik ve özgünlük hikâyesi sunar. Kendini keşfetmek isteyen, kim olduğunu ve neye ait olduğunu sorgulayan insanın varoluşsal sorularına dokunur:
“Ben kimim?”
“Nereye aidim?”
Pezzettino’nun kendisine dair merakı, onu bir keşif yolculuğuna çıkarır. Tamamlanma isteği, eksik olduğu düşüncesi, bir başkasının parçası olduğunu varsayarak ötekiyle uyumlanma arzusu… Tüm bu süreç, Pezzettino’yu zorlayarak da olsa kendine taşır. Hikâye, tamamlanmanın dışarıda değil; kendi özündeki parçaları fark edip sahiplenerek mümkün olduğunu göstererek sonlanır.
Bir kendini keşfetme süreci,
Bir uyumlanma isteği,
Bir kendini görme hikâyesi..
İnsan yavrusunun doğum hikâyesi de anne karnında annenin bir parçası olarak var olmakla başlar; bütünden ayrılarak dünyaya gelir. Bu ayrılışın varoluşsal hüznüyle birlikte, parça olarak kalamayacağına dair içsel bir bilinci de taşır. Kendini başlangıçta annesinin bir parçası olarak algılayan bebeğin, büyüdükçe bütününün kendisi olduğunu keşfetme süreci, Pezzettino’nun hikâyesiyle güçlü bir paralellik taşır.
İnsan yavrusu, zamanla parçalarını büyütme ve keşfetme eğilimiyle; korku ve merak gibi iki zıt duygunun eşliğinde, özündeki özgün kodlarla kendini deneyimleyerek varlığını icra eder.
Üç yaşından sonra dünyayı keşfetme merakı belirginleşen çocuklar için Pezzettino, bir başkasının parçası olmadan bireyleşebilmenin ufkunu açan bir hikâyedir. Çocuklar bir an önce büyümek ister; büyüklerin dünyasına dair merakları onları karşı konulamaz bir güçle ileri taşır. Büyükler gibi konuşur, davranır, baş etme becerileri geliştirirler. Farkında olmadan, ebeveynlerinden gördüklerini kendi parçaları hâline getirirler.
Sağlıklı bir bireyleşme süreci için çocuğun, bu keşif yolculuğunda ebeveyninin alan açmasına ihtiyacı vardır. Her gelişim dönemi, yeni parçaların keşfiyle ilgilidir. İnsan, doğumdan itibaren parça olarak gelir dünyaya ve kendini tamamlayarak gelişim dönemlerinden geçer. Her deneyim, her zorluk; daha önce fark edilmemiş parçaları görünür kılmaya ve onları bilinçle bütünün parçası hâline getirmeye davet eder.
Leo Lionni bu eseriyle çocuklara, bir başkasının parçası olmadan kendi ilgi ve yeteneklerini keşfetmenin yolculuğunu anlatırken; yetişkinlere de zorlu deneyimlerin kendiliğimize ait bazı parçaları görünür kılıp geliştirdiğini fısıldar. Tek bir nitelikten değil, birçok anlamlı parçadan oluştuğumuzu hatırlatır.
İçimizdeki çocuk parçasının bütününü arayış hikâyesinde, o bütün aslında henüz parçalarına ayrılmamış bir Pezzettino'dur.
Hikâye, Pezzettino’nun küçük bir parçacık olarak başladığı yolculukta, bütünün kendisi olduğunu fark etmesiyle mutlulukla sona erer.
Bu, bir kendini görme; kendine kuşbakışı bakabilme hikâyesidir.
Gestalt psikolojisinin kurucusu Fritz Perls,
“Her insan tamamlanmak ve tamamlamak ister” der ve ekler:
“Küçük küçük parçalara ayrılmış insanlarız. Benliğin dağılmış ve sahiplenilmemiş parçalarını bütünleştirmek, kişiyi yeniden bir bütün hâline getirmektir.”
Pezzettino’nun “Ben sizin parçanız mıyım?” diye sorduğu karakterler, kendi parçalarının eksik olmadığını söyler. Rengârenk parçalardan oluşan bu karakterler, Gestalt psikoloji açısından kendi parçalarını bütünleştirmiş ve tamamlamış ideal figürler gibidir. Her birinin varlığı, belirli bir amaca hizmet eder.
Pezzettino ise eksik olmadığını; yalnızca deneyimleyerek, görerek ve sahiplenerek tamamlanması gereken parçaları olduğunu keşfeder.
Pezzettino, insan yavrusunun kendini anlama ve keşfetme sürecine dair pek çok katman barındıran; anlatımıyla Gestalt psikolojiye satır aralarında göndermeler yapan zamansız bir eserdir. Bazı dönemlerde, fark etmeden elinizin gideceği; her okuyuşta kendinize dair yeni bir parçayı aydınlatacak bir hikâye…
Elif Çelenoğlu
Ankara, 2026

