Biz Olmanın Hikâyesi: Paloma Valdivia'dan Nosotros
Bu yazıda Paloma Valdivia'nın 'Nosotros' kitabı, psikolojik danışman Elif Çelenoğlu tarafından çocuk gelişimi ve pedagojik açıdan incelenmiştir. Detaylar için yazıyı okuyun.
ÇOCUK EDEBIYATI
Elif Çelenoğlu
1/23/20264 min read


Kitap adı: Nosotros
Yazar: Paloma Valdivia
Çevirmen: Simla Alina Özkazanç
Yayınevi: Nota Bene
Yayın tarihi: 2020
Sayfa sayısı: 36
Yaş grubu: 1+
Konusu: “Biz” anlamına gelen Nosotros, anne çocuk arasındaki güçlü bağların değişimlere ve zamana bağlı olmaksızın sevgiyle nasıl sürdüğünü çok sade ve tatlı bir yerden anlatıyor.
Biz Olmanın Hikâyesi: Paloma Valdivia'dan Nosotros
Nosotros… Hem çocuğunuza, hem içinizdeki çocuğa, hem de içinizdeki anneye okuyabileceğiniz; sade diliyle derin ve güvenli bağı anlatan yoğun bir kitap. Sevgiyle örülmüş bir ayrılma ve bireyleşme hikâyesi…
Aynı zamanda zamanın ötesine geçen, anne–çocuk ilişkisinin özünü ve bu özün yansıdığı diğer ilişkilerin, değişimlere rağmen güvende kalabilen yanını anlatıyor. Kitap ilk bakışta basit ve yalın görünse de, aslında çoğu şey zıttıyla birlikte vardır gerçeğiyle anlaşılıyor ki derinlikli ve anlam dolu bir atom hikaye gibi…
Dünyaya gözünü açan bebek ilk olarak annesinin dünyasına düşer ve annesiyle kurduğu simbiyotik ilişki, ilerleyen aylarda yavaş yavaş yerini anneden ayrışma ve birey olma yolunda ilerlemeye bırakır. Birey olma yolculuğu hiç kolay değildir… Ama çocuğun güvende hissede hissede annesinin her zaman yanında olduğunu bilerek etrafını özgürce keşfetmesi onun gelişiminin en temel ihtiyacıdır… İlerleyen ilk üç yılda annesinin yamacından dünyaya açılan çocuğun, annesinden farklı bir birey olduğunu anlaması için annesine ihtiyacı vardır (ki hikâyede annenin anlatıcı olması bu ihtiyacı vurgular nitelikte). Keşiflerini güvenle destekleyen ve hep orada olan annesinin onu itmesi, aslında ihtiyacı olandır… Nosotros işte bu çok özel dönemi yumuşacık ve sade bir yerden işliyor.
Her bir sayfasında yumuşak geçişlerle ve resmetmelerle, anne ile yavrunun hayali üzerinden ilerleyen anlatımda şu tekrarları görüyoruz: “Ben bir koyun olsaydım sen bir kuzu olurdun… Ben büyük bir balık olsaydım sen balık yavrusu olurdun… Ben bir kısrak olsaydım sen bir tay olurdun… Ben bir ayı olsaydım sen bir ayı yavrusu olurdun…” Bu tekrarlar, çocuğun bağlantı kurma ve ayrılma–bireyleşme dönemini sağlıklı şekilde işleyebilmesi için çok kıymetli.
Bu tekrarların ardından yavru tavşanın bir gün sıçrayarak gitmesiyle birlikte, zamanın akışını gösteren mevsimler resmediliyor. Mevsim geçişlerini resmeden yazısız sayfalarda küçük bir detay göze çarpıyor. Kış ayını gösteren sayfada küçük bir tırtıl kozasına giriyor ve bir mevsim sonra değişim gösterdiği kozasından kelebek olarak uçuyor. Hikayeyi pekiştiren bir detay olarak sözsüz bu anlatı, aslında bebeğin anneden ayrışma sürecini temsil ediyor. Kozasında değişip özgür bir kelebeğe dönüşen yavru, tıpkı annesinden sağlıklı ayrışan bir bebeğin çocuğa dönüşmesi gibi yeni bir hayata kanat açıyor.
“Bir gün sıçrayarak giderdin” dediği yerde anne tavşanın, yavrusunun gitmesine izin vermesi de önemli ve kitabın ana mesajını güçlendiren bir detay… Çünkü çocuk ancak annesi izin verdiğinde ayrışabilir, ancak o zaman gelişim yolculuğunu özgürce yaşayabilir. Gözden kaçmaması gereken bir husus da annenin izin vermekte zorlanmasının da, kendi bebekliğinde yaşadığı bağlanma deneyimleriyle ilgili olabileceği gerçeğidir.
Hikâyenin ilerleyen sayfalarında, yavrusunun gitmesine izin veren anne, onun yuvasına geri dönüşünü karşılıyor. “Ve bir gün istediğin şeye dönüşüp geri geldiğinde” cümlesiyle bambaşka bir şeye dönüşen yavrunun, bambaşka bir şeye dönüşen annesiyle kavuşmasını görüyoruz… “İstediğin şeye dönüşüp geldiğinde” cümlesiyle aynı zamanda çocuğun varoluşuna ve gelişimine duyulan saygı ve özen çok yalın ama güçlü bir şekilde dile getiriliyor.
Annenin kuşa, yavrunun ise büyük bir hayvana dönüşmesi, ayrışma sonrası birbirlerinin gözünden nasıl göründüğünü anlatması açısından abartılı görünse de çocuğun hayal dünyasına uygun yerinde ve güçlü bir metafor sunuyor…
Hikâyenin, “Farklılık göstermemize rağmen hep biz olacağız, hep anne ve evlat olacağız” cümlesiyle bitmesi ise adeta bir güven ve sevgi sözleşmesi gibi...
Sonuç olarak hikâyenin, çocuğunu uyutan annenin anlatımıyla başlaması, çocuğun annenin kollarında güvende hissederek, annesini dinleyerek uyuması ve hikâyenin son sayfasında saydığı tüm hayvan ve yavrularının olması… Tüm bunlar hikâyeyi okuyan/dinleyen her çocuğun güven sürekliliği ihtiyacına yönelik temalar…
Ayrışsak da beraberiz…
Nosotros, anne ile çocuğun sevgisi sayesinde her zaman “biz” kalabileceğini yalın ama yoğun bir dille anlatıyor. Ayrılma kaygısı yaşayan ya da yaşamayan tüm çocuk ve anneler için güven veren, kaygıyı yumuşatan, iyileştirici ve naif bir kitap.
Yoğun sevgiyle ayrışmayı destekleyen ve güvenli bağlanma kodlarını aktifleştirebilen bu kitap aynı zamanda psikoloji kuramcılarından Mahler’in ayrılma–bireyleşme dönemi olarak adlandırdığı ilk üç yaştaki gelişim görevini en tatlı yerden özetleyen bir hikâye…
Yetişkinlikte kurulan çoğu yakın ilişkinin, anne ile kurulan ilk dönem ilişkilerin bir çeşit yansıması olduğu da düşünülürse;
İçimizdeki çocuk ve ebeveyn yanlarımıza, kendimize ve tüm çocuklara ihtiyacı olan yerden iyi gelsin Nosotros…
Elif Çelenoğlu
Ankara, 2026